CERRAHİ VE ESTETİK
Potansiyel bir estetik problemin periodontal
cerrahi ile bağlantısı, tedavi tercihleri açısından bir diş
hekimi için aşikardı. Tedavinin kötü bir sonucu olarak, kök expojurunun meydana geldiği alanlarda estetik problemler de
ortaya çıkar. Bu problem maksiller anterior, premolar ve
bazen 1. molar dişleri kapsar. Bu alandaki cerrahi bir işlem
terapötik bir başarı olabilir, fakat estetik bir felakettir
ve işlem muhtemelen hasta tarafından kabul edilebilir
olmayacaktır.
A. Bunun aksine, diş hekimince potansiyel
olarak düşünülen estetik bir problem, hasta için önemli
olmayabilir. Bilinçli bir hasta, potansiyel estetik
problemlerle ilgisizse, diş hekimi estetik kaygılar
gerektiren (cep eliminasyonu, kötü görünen kök expojuru için
kaygı olmaksızın objektif olabilir) sınırlamalar olmaksızın,
terapötik başarı için en iyi işlemi seçmelidir).
B. Terapötik yaklaşımların seçiminde
hastanın primer kaygısı estetikse, diş hekimi terapötik
sonuç ve en fazla estetik başarı getirecek bir tedavi
yaklaşımı seçmek zorundadır.
C. Cerrahi segmentteki dişlerde planlama
için, içine girilebilecek şekilde çok derinse, YDR hastanın
estetik taleplerini ve diş hekiminin terapötik başarılarını
karşılamak için mantıklı bir yaklaşımdır.
POTANSİYEL
ESTETİK PROBLEMLİ BİR HASTA
YDR
Maksiller ön dişlerinde periodontal hastalık
olan bir hasta:
Maksiller anterior segmentteki periodontal
harabiyetin tedavisi, hastalığın yıkıcı mizacından dolayı
bazı hastalarda estetik problemlere yol açar. Periodontal
tedavi planlanmasında hasta için memnun edici olmayan
sonuçlardan kaçınmak için dikkatli bir estetik değerlendirme
gerekir.
A. Öncelikle hastanın gülüşünün
değerlendirilmesi tedavi kararı için önemli rol oynar.
Hastada gingival expojur yoksa, optimal periodontal tedavi,
estetik kaygılar olmadan sağlanabilir. Bariz gingival
expojur ile birlikte yüksek dudak hattı varsa, periodontal
tedavi estetiği kötü etkiler.
B. Periodontal tedavinin estetik etkisi
hasta ile görüşülmüş olmalıdır. Hasta olası sonuçlara karşı
kaygılı değilse, uygun periodontal tedavi seçilir. Hasta
estetik açıdan kaygılı ise, konservatif bir yaklaşım
gösterir. Tedaviye cevabın değerlendirilmesi ile kapalı
yaklaşımın izlendiği kök debritmanı başarılı olabilir.
C. ortadan şiddetli durumlara kadar olan
periodontal hastalık, konservatif bir yaklaşımla, estetik
olarak da hasta için kabul edilebilir şekilde kontrol
edilebilir. Bu noktada estetiği düzeltmek için iki tercih
vardır: Protetik tedavi ya da gerektiğinde protetik tedaviyi
izleyen kret muhafaza ve agumentasyon tedavisi ile dişlerin
çıkartılması.
D. Hastalığın ve estetiğin kontrol edildiği
kapalı debritman uygulamaları kabul edilebilirdir. Hasta
sistematik bir bakım programına yerleştirilir.
E. Hastalık başlangıç konservatif tedavisi
ile kontrol edilemiyorsa, cerrahi yaklaşım, kapsamlı
rejeneratif tedavi, açık fleb debritmanı ya da cep
eliminasyon tedavisi uygulanır.
Cerrahi tedavi, estetik gerektiğinde
protetik değerlendirme ve protetik tedaviyi takip eder.
Maksiller
Anterior Dişlerde Periodontal Hastalık Olan Hasta
Dişeti Agumentasyonu ve Estetik
Bir dişeti grefti işleminin gerekliliğine
karar verirken hekim, çeşitli faktörleri değerlendirmek
zorundadır.
A. Hekim dişeti çekilmesinin varlığına karar
vermek, dişeti kararından mine-sement birleşimine kadar olan
mesafeyi kaydetmek ve çekilme sınıflamasına karar vermek
zorundadır (Miller, 1985).
B. Dişetindeki çekilmenin miktarına karar
verilmelidir. Çekilmenin önlenmesi için dişetinin
boyutlarının artması ya da en azından boyutlarının
değişmemesi gerektiği aşikardır.
C. Çekilmenin estetik etkisi en sık
maksiller anterior arkta görülür ve insizörler, kaninler,
premolarlar ve bazen molarları içine alır. Yüksek dudak
hattına sahip hastalarda, maksiller arktaki çekilme varsa,
doğal bir görünüş elde etmek için, kökün greftle kapatılması
gerekir bu özellikle bu sahada restoratif işlem uygulanmış
hastalarda önemlidir. Dişin normal formunun verilmesi ve
komşu dişlerle doğru uyumu, restoratif işlem uygulanmadan
önce çekilmenin tedavisi ile mümkündür.
D. Kök hassasiyeti çeşitli nedenlerle
görülebilir. Kök kapatılmasının tamamlandığı alanlarda
çoğunlukla başarılı olunur ve bu en cazip işlem olabilir.
Kök expojuru olan alanlarda yüzeyel çürük ve yüzeyel
restorasyonlar kökün greft ile kapatılması ile tedavi
edilebilirler.
YÜKSEK DUDAK HATTINA SAHİP HASTANIN ESTETİK
DEĞERLENDİRMESİ
Bir hasta yüksek dudak hattından ya da gummy
gülüşünden dolayı estetik kaygılarla hekime geliyorsa,
dikkatli bir değerlendirme yapılmalıdır. Çeşitli durumlarda
bu problem, cerrahi olarak, diş uzunluğunun daha fazla
ortaya çıkarılması ya da bitirme işlemi ortognatik tedavi
ile düzeltilebilir. Estetik değerlendirmede ilk adım klinik
kron boyuna karar verilmesidir.
A. Klinik kron boyu normalse, hasta olası
vertikal maxiller fazlalık (VMF) açısından değerlendirilir.
VMF varsa, gummy gülüşü fazla kas aktivitesine ya da kısa
üst dudağa sebep olabilir, tedavisi yoktur. VMF varsa,
ortognatik cerrahi endikedir.
B. Klinik kron boyu normalden az ise, hasta
VMF için değerlendirilir. VMF varsa, hasta ortognatik
cerrahi için değerlendirilir. Bu değerlendirmeden sonra ya
da VMF belirgin değilse, dişlerin fasial yüzlerinde, mine-sement
birleşiminin subgingival yerinin belirlenmesi ile anatomik
kron boyu bulunur.
C. Anatomik kron kısa ise, cerrahi olarak
kron boyu açığa çıkarılabilir. Cerrahiden önce marjinal
kemiğin kalınlığı ve pozisyonu periodontal sond ile
belirlenir. Kemik kresti kalın ya da mine-sement
birleşiminde yer alıyorsa, anatomik kronu tamamen açığa
çıkarmak için fleb ve kemik cerrahisi gerekir. Marjin ince
ve mine-sement birleşiminin 2 mm. apikalinde, ise internal/external
gingivektami ile marjinal dokunun eksizyonu endikedir.
Yeterli dişeti boyutlarının cerrahi sonrasında olduğu gibi
kalması sağlanır. Dişeti boyutları yetersiz olacaksa, fleb
cerrahisi ile kron yükseltme uygulanır.
D. Kısa klinik kronlu bazı hastalarda,
anatomik kron da kısadır ve tamamen açığa çıkarılmış
olmalıdır. Bu hastalar diş yükseltilmesi için fleb ve kemik
cerrahisi ile tedavi edilirler fakat başarılı bir estetik
sonuç için sonradan protetik olarak da tedavi
edilmelidirler.
SERBEST DİŞETİ GREFTİ, BAĞ DOKUSU GREFTİ YA
DA YÖNLENDİRİLMİŞ DOKU AGUMENTASYONU
Mukogingival bir problem, daha geniş bir
dişeti bandı oluşturmak için cerrahi işlem gerekir. Diş
hekimi, ileride minimum geri çekilme garantisinin
sağlanacağı en olası tekniği seçmek zorundadır.
Estetik, primer düşüncedir. Bağ dokusu
greftleri ve YDR, serbest greftlere göre kök kapatılmasında
daha başarılıdır ve komşu dişetinin görünüşüne daha iyi uyum
sağlar. Bazı otörlere göre, bağ dokusu grefti YDR’den daha
başarılıdır, bu yüzden, kök kapatılması bir başarı ise eğer,
bağ dokusu grefti diğer greft işlemlerine tercih edilebilir.
A. Maksiller ve mandibular molar bölgelerde
olduğu gibi, estetik bir kaygı yoksa, serbest dişeti grefti
tercih edilebilir. Kök kapatılmasını gerektiren çekilme
yoksa, serbest dişeti grefti kabul edilebilir ve uygulaması
en kolay seçimdir.
Kök kapatılmasında serbest dişeti greftleri
uzun süredir mukogingival cerrahi pratiğinde başarı ile
kullanılmaktadır. Serbest greft ile elde edilecek başarının
tahmin edilebilirliği fazla değildir. Sıklıkla greft
uygulanacak alana komşu dişetinden belirgin farklı bir rengi
olan damaktan greft alınır. Donör dişeti kötü renk uyumuna
sahipse, kök expojurunun düzeltilmesinde başarılı olunsa da,
büyük bir estetik probleme yol açacaktır. Bu durumda kök
kapatılması için serbest dişeti grefti uygulaması tercih
edilmeyebilir.
B. Estetik problem olmayacaksa ve kök
kapatılmasını gerektiren çekilme varsa serbest dişeti grefti
yapılabilir. Estetik problem varsa, kök kapatılması ve daha
iyi bir estetik sonuç için YDR ya da bağ dokusu grefti
uygulanabilir. Otörlerce yapılan çalışmalarda, bağ dokusu
greftleri daha yüksek derecede tahmin edilebilir başarıya
sahiptirler; bu yüzden tedavi seçiminin başında gelirler.
C. Bağ dokusu grefti için en uygun doku
grefti, submukozanın kalın olduğu, ruganın altındaki
anterior palatal sahadır.
Çekilmenin olduğu saha çok genişse (mine-sement
birleşiminden kemik krestine, 6-8 mm’den fazla ise), donör
materyalinin eksizyonu, anterior polotin arteri de içine
alacaktır. Bu durumda YDR koruyucu bir yaklaşımdır.
Yetersiz
Yapışık Dişetine Sahip Hasta

Estetik problem yok Estetik problem var
Kapatılma gerektiren çekilme yok
Bağ dokusu grefti YDR
Serbest Dişeti Grefti İşlemi
Serbest dişeti grefti belki de en çok
kullanılan periodontal cerrahi işlemdir. Hastada minimal
yapışık dişeti problemi varsa çekilme olsun ya da olmasın,
diş hekimi ile hasta uyumu sağlandığında bu tedavi
düşünülür. Bu cerrahi işlem uygulanmadan önce, bir seri
değerlendirme yapmak gerekir.
Kök expojuru meydana gelmediyse, bu teknik
uygulanabilir tek yoldur. Kök expojuru meydana gelmişse,
estetik ve restoratif endikasyonlar mevcutsa, kök
kapatılması başarı sağlayabilir. Hem bağ dokusu grefti, hem
YDR expoze köklerin kapanmasında başarılıdır. Fakat bazı
minimal çekilmeden serbest dişeti grefti ile düzeltilebilir.
Estetik endikasyonlar en sık maksiller anterior ve premolar
sahalarda geçerlidir.
SDG bukkal veya lingual yüzeylerde dişeti
oluşturmak veya dişeti genişliğini arttırmak için
kullanılır. Ayrıca açık kök yüzeylerini örtmek (dar
çekilmeleri veya kleftleri) ve frenulumlardan kaynaklanan
problemleri düzeltmek için uygulanabilir. Dişetinin dar ve
ince olduğu bölgelerde, dişetinin daha fazla çekilmesini
önlemek için de koruyucu olarak SDG uygulanabilir.
Teknik:
SDG’nde ilk aşama alıcı yatağın
hazırlanmasıdır. İki tip yatak hatırlama işlemi vardır.
İlkinde, insizyon mukogingival birleşim boyunca yapılır ve
greftin büzülmesini kompanze edebilmek için, insizyon dişin
her iki yanına birkaç milimetre uzatılır. Kemik üzerinde
ince bir tabaka bağ dokusu ve periost bırakacak şekilde
apikale doğru keskin diseksiyon yapılır. Bırakılan bağ
dokusu ince, düzgün ve sıkı olmalıdır. Doku saçakları veya
gevşek bağ dokusu bulunmamalıdır. Bazı araştırıcılar alıcı
yatağı kemik yüzeyi açık kalacak şekilde hazırlamayı tercih
ederken, bazı araştırıcılar da greft stabilitesini sağlamak
için alıcı yatağın tabanında periosteal fenestrasyon
oluşturmaktadır. Alıcı yatak uygun bir şekilde hazırlanır
ise, başka işlemlere gerek duyulmaz.
Diğer yatak hazırlama tekniğnide insizyon
dişeti kenarında yapılır v eyarım kalınlık flep kaldırılır.
Bazı cerrahlar flebi apikale yerleştirir ve rezorbe olabilen
sütür ile yatağın en apikal kısmına sütüre ederler. Bu işlem
genelde daha iyi bir dişeti formu sağlar.
Operasyonda, kök örtülmesi amaçlanıyorsa
yatak epitelden yosun olmalıdır. Kök yüzeyi düzleştirmesi
yapılır. Bazı klinisyenler, bağ dokusu ataçmanını arttırmak
için kök yüzeyine sitrik asit uygulamayı önerirler. Greft
kenarı dişin servikalinde veya biraz koronalinde olacak
şekilde yerleştirilmelidir. Eğer interproksimal dişeti
çekilmesi varsa, greft papilin en koronal seviyesine
yerleştirilmelidir.
Yatağın hazırlanması sonrası greftin
alınması aşamasına geçilir. Greftlenecek doku genellikle
palatinal mukozadan veya dişsiz alanlardan elde edilir.
alüminyum foli ile alıcı yatağın ölçüsü alınır, verici
sahaya yerleştirilir. Greft yarım kalınlık ( 1 mm) ve
apikokoronal yüksekliği büzülmeyi kompanze edebilmesi için
yatağın ölçülerinden 1/3 oranında daha büyük olacak şekilde
elde edilir.
Greft elde edildikten sora alıc ısahaya
sütüre (5-0 veya 6-0) edilir. Greft yatakta hareketsiz
olmalıdır. Fibrinöz yapışma sağlamak, kanamayı kontrol
altına almak ve greftin alıcı yatağa adaptasyonu için, ıslak
spançla greft üzerine 5 dakika basınç uygulanır. Sütür
düğümlerinin periodontal pat içine gömülü kalmaması için
greft üzerine alüminyum foli yerleştirilip üzeri periodontal
pat ile kapatılır.
Koronale Pozisyone Pedikıl Greft
Koronole pozisyone fleb tekniği 1970’de
Bernimoulin tarafından uygulanmıştır. Bu işlemin avantajı;
iyileşme süresince kanlanmanın sürekli sağlanabilmesidir.
Çoğunlukla işlem expoze dentin kollagenine, detoksifiye
endotoksine ve yeni doku ataçmanına bağlı kök ile
kombinedir. Yeterli yapışık dişeti, koronole pozisyone fleb
başarısı için zorunludur. 3- 5 mm.lik koronoapikal
keratinize doku bulunmalıdır ve bu dokunun kalınlığı 1,5mm
olmalıdır.
Atake dişetinin yeterliliğine karar
verdikten sonra, hastanın estetik ihtiyaçları sorulur.
Hastanın fikri ve estetik anlayışı tedavi planına karar
verirken çok önemlidir.
Estetik ihtiyaçlar belli ve yeterli atake
doku mevcutsa, koronale pozisyone fleb expoze kök
yüzeylerinin kapatılmasında doku reataçmanını sağlar. Kole
çürüğü ya da hassasiyeti varsa, kök düzleştirmesi ile
koronale pozisyone bir fleb, bir restorasyon olmaksızın
dental patolojiyi ve çekilmeyi düzeltebilir.
Yetersiz yapışık dişeti olan ve estetik
düzeltme bekleyen hastalar, kök çürükleri ve yeterli ya da
yetersiz komşu donör doku için değerlendirme gerektirirler.
Yetersiz donör doku mevcutsa, serbest greft işlemleri
önerilebilir.
Yetersiz dişeti varsa ve estetik
gereksinimler yoksa, premolar ve molar alanlarda sıklıkla
meydana geldiği gibi basit bir serbest dişeti grefti, komşu
atake dişeti bandından sağlanabilir. Yüzeyel kök çürüğü ve
hassasiyeti varsa, class V bir restorasyon yapılabilir ve
hasta bakıma alınır. Class V restorasyondan kaçınmak ve
dişeti çekilmesini düzeltmek için, subepitelyal bağ dokusu
grefti, geniş bir dişeti grefti ya da koronale pozisyone
flep, ya da two - stage serbest greft uygulanabilir.
Subepitelyal Bağ Dokusu Grefti
Langer ve Langer bağ dokusu grefti ile
dişeti çekilmesini kapamak için bir teknik tarif
etmişlerdir.
Teknik:
Operasyon öncesinde bölgedeki enfiamasyon
tedavi edilmeli ve hastanın ağız hijyeninin iyi olması
gerekmektedir. Gerekli anestezi yapıldıktan sonra dişeti
papil tepesinden 2mm açıkta bir horizontal, komşu dişlerin
dişeti kenarından 1-2mm açıkta 2 vertikal insizyon ile yarım
kalınlık flep kaldırılır. Bu insizyonlar dişeti çekilmesi
olan bölgeden daha geniş olacak şekilde uzatılmalıdırlar.
Perforasyon oluşturmaksızın flebin mukogingival sınıra
uzatılması kan desteğini olumlu etkiler. Kök yüzeyinde
konveksliğini azaltacak şekilde kök yüzeyi düzleştirmesi
yapılır. Bağ dokusu grefti molar ve premolar dişlerin
palatinalinde gingival marjinin 5-6mm açığından uzun bir
horizontal insizyon ve kısa bir vertikal insizyonla elde
edilir. Elde edilen bağ dokusu dikkatli bir şekilde tüm yağ
ve bez dokularından temizlenir. Palatinal bölgeye sütür
atılır. Elde edilen bağ dokusu grefti açık kök yüzeyi
üzerine, kenarı mine-sement sınırının apikaline gelecek
şekilde yerleştirilir. Greft periosta sütüre edilir.
Greftin üzeri yarım kalınlık flep ile örtülür ve interdental
olarak sütüre edilir. Bağ dokusu greftinin en azından
yarısı, açık kök yüzeyi üzerinde kalan kısmın canlılığını
sürdürebilmesi için, yarım kalınlık flep ile örtülmelidir.
Operasyon bölgesinin üzeri ince bir alüminyum foli ve
periodontal pat ile örtülür. Bir hafta sonra pat ve sütürler
alınır.
Bu teknik kök yüzeyini, mükemmel doku yapısı
gösteren fibrotik doku ile örttüğünden avantajlıdır. Verici
bölgenin iyileşmesi, SDG'ine oranla daha az rahatsızlık
vericidir.
Çift Papilla Flebi
Çift papilla flebi, açık kök yüzeylerini
örtmek için komşu iki papilla ile yapılır. Dişeti çekilmesi
olan dişin mezial ve distalindeki papillalar, yarım kalınlık
flep şeklinde kaldırılır ve alıcı yatağı kapayacak şekilde
kaydırılır.
MUKOGİNGİVAL CERRAHİ
Mukogingival birleşimi aşan periodontal
defektlerle klinisyenler uzun yıllardır ilgilenmektedirler.
Rezektif tekniklerin uygulandığı cep eliminasyonu; minimal
boyutlarda marjinal doku içeren keratinize doku ya da
alveoler mukoza ile sonuçlanma eğilimindedir. Bu tip zor
marjinal doku korumaları, güncel mukogingival cerrahinin
gelişmesini sağladı. Son zamanlarda araştırmacılar, alveoler
mukozanın çiğneme esnasındaki fizyolojik kuvvetlere ve oral
hijyene bağlı olarak çok frajil bir hal aldığını
düşünmektedirler. Kaybolan alveoler bağ dokusu daha az
fibröz, unkeratinize ve keratinize yapışık dişetinden daha
çok vaskülerizedir.
Enflamatuar lezyonun perivasküler olarak
yayıldığı bu vaskülarite özel bir bulgudur. Keratinize
gingivanın minimal bir zonu dışında, pek çok hasta kabul
edilebilir bir periodonsiyona sahiptir. Aşılması en güç olan
yumuşak doku kalelerinin dizaynı; derin bir vestibüler
forniks ile alveoler proçesin içine yerleşen dişe yapışık
büyük boyutta bir keratinize dokusu içerir. Klinisyenin,
problemin çözümüne yönelik olarak doğru tedavi yöntemlerini
uygulamasına rağmen, marjinal doku ayrılmaya başlar. Çevre
dokularının kesilerek çıkartılması sağlıklı bir
periodonsiyum elde edilmesiyle sonuçlanabilir, ama aynı
zamanda kök patolojisine de yol açabilir. Yapışık dişeti
için istenen sonuç yetersiz olabilir. Bu nedenle, hasarlı
dokuyu gingival düzeltme yöntemi ile rekonstrükte etmek daha
uygundur.
Frenilum ataçmanlarının formundaki anatomik
faktörler, vestibülü sığlaştırır ve diş boyutu alveoler
proçes boyutu oranında farklılık meydana getirir. 1939’ların
başında, Hershfeld, frenilumun; dişeti çekilmesi, cep
formasyonu ile ilgili olduğunu ve gingivitis etyolojisinde
muhtemel bir role sahip olduğunu belirtmiştir. Frenilumun
lokasyonu, özellikle gingival marjine yolun konumlandığı
durumlarda tehlikelidir. Burada, Frenilum, doku yüzeylerinin
soyulması ya da estetik bir skar ile ispatlanan mekanik bir
çekim uygular. Frenilumun, yeri periodontal düzensizliklerle
ilişkili olduğu durumlarda belirlenmelidir. Frenilum,
özellikle sığ vestibül üzerinde konumlandığı zaman, uzun
dönem periodontal sağlığı tehlikeye sokabilir.
Pek çok hasta için sığ bir vestibül, oral
temizlik açısından bir engel teşkil eder. Bu durum, hastadan
daha büyük bir beceri ve zaman ister. Bohannan, küçük metal
pelletlerle ve radyografik analizlerle uygulanan vestibül
derinleştirme yöntemlerinin başarısını ölçtü. Aslında; atak,
geri itim ve dokunun soyulması işlemleri kemiğin açıkta
kalmasına bağlıdır ve anatomik olarak sınırlandırılmış
mukogingival problemlerin varlığında çözülmesi güçtür.
Yarım-kalınlık apikale pozisyone flep, periosteum’un açıkta
kalmasına izin verir ve bazı durumlarda klinisyenler
tarafından kullanılmaktadır. Fakat, minimal keratizine doku
ya da çıkıntılı kök varlığında, bu yöntem istenmeyen
gingival ayrılmalara neden olabilir.
Yarayı açıkta bırakarak iyileştirme
yönteminde ya da split flep yönteminde, yaraa; periodontal
ligament, kemiğin endosteal alanları, periost, komşu gingiva
ve mukoza ile dolar. Gingivanın bağ dokusu gibi olan
periodontal ligament, keratinizasyonu azaltma yeteneğine
sahiptir. Böylece, yara kapatma yönteminde periodontal
ligamentin (katkısı) yardımı ne kadar büyük olursa,
keratinizasyonu azaltan doku miktarı ve gingival derinliği
azaltan değişim de o kadar büyük olur.
Gingival yarılma ve ayrılma önceleri
Stillman tarafından okluzal travmaya bağlandı. Fakat
sonradan çıkıntılı köklerin ve gingival enflamasyonun devam
olduğu anlaşıldı. Gingival yarılma, bağ dokusunu, oral ve
sulküler epiteli şoka uğratan bir invaginasyondur ve
patolojik kök ekspojürü ile sonuçlanır. Histolojik
gözlemler, bu problemin küretaj ile belirgin ve hızlı bir
şekilde sona erdiğini göstermiştir. Bu tür mukogingival
problemler kendi kendini sınırlandırmazlar ve iyi bir uzun
dönem prognoza sahiptirler.
Klinisyenler, yetersiz gingiva zonunun,
hastayı; gingival ayrılmadan, ataçman kaybından ve frenilum
çekiminden etkilenmesine neden olduğunu düşünmüşlerdir.
Böylece bu hastalar enflamasyonun yayılması karşısında daha
az rezistansa sahiptirler. Mukogingival bir problemin
diagnozundan ve düzeltme yöntemini belirlemeden önce,
yüzeyel periodontal enflamasyonun ortadan kaldırılması
gerekmektedir.
Dişetinin Düzeltilmesi
Dentogingival lif kompleksinin, plağın
apikal formasyonunu azaltan bir bariyer gibi rol oynadığı
düşünülmektedir. Enflamatuar sızıntının ilerlemesine karşı
fibröz bir defans oluşturan alveolar mukozada çok az sayıda
fibroblastın bulunduğu öne sürülmüştür.
Periodontal sağlığı devam ettiren yapışık
dişeti zonunu düzelten konsepti sorgulayan çeşitli
araştırmalar mevcuttur. Bu çalışmalar, yapışık dişetinin
minimal boyutunun plak çevresinde yeterli olduğunu
belirtmektedirler. Bir grup olarak, bu kriterler, gingival
sulkusun üzerinde ya da içindeki restoratif marjinlerin
meydana getirdiği sorunları önlerler. Sağlam bir dişin
radiküler yüzeyindeki keratinize epitelin minimal bir
zonunun sıklıkla yeterli olduğu kabul edilmesine rağmen,
komple yerleşimli bir restorasyon düşünüldüğü zaman kurallar
değişir. Dişin restorasyonu, basınç uygulanımı, tryin’lerin
mevcudiyeti, parsiyel dental dizaynlar ve final
restorasyonların uygunsuz yapılması periodonsiyumda
irritasyona neden olur.
Mukogingival problemlerin çözülmesinin
gerekli olduğunu destekleyen diğer faktörler, ayrılan
alanların temizlenmesindeki güçlükleri içerir. Oral hijyenin
yüksek bir standartta olduğu hastalarda yapılan
çalışmalarda, bukkal alandaki ayrılmaların, gingival
marjinin apikal yer değişimden etkilendiği gözlenmiştir.
Aynı zamanda, izole edilmiş gingival ayrılma alanlarından
plağın uzaklaştırılmasının da güç olduğu gösterilmiştir.
Mukaging Cerrahi’nin Amaçları
-
Mukoging birleşimi geçen çeplerin
eliminasyonu.
-
Özellikle, restoratif marjinlerin
gingivaya yaklaştığı durumlarda, yeterli yapışık dişeti
oluşturmak.
-
Kök çevrelerine teknikleriyle gingival
ayrılmayı düzeltmek.
-
Girgival marjinde kas ataçmanlarından ve
frenilumdan kaynaklanan çekilmeyi önlemek.
-
Sırtlarda meydana gelen deformiteleri
düzeltmek.
-
Yeterli miktarda yapışık dişetinin
bulunduğu ya da bulunmadığı durumlarda, kemik
deformitelerinin düzeltilmesine ya da altta yatan alveoler
proçesin girişine izin vermek.
-
Sığ bir vestibülü derinleştirmek.
-
Ortodontik tedaviye yardım etmek (Örneğin;
çapraşık bir dişin düzeltilmesi ve dişetini, kaninin
fasial yüzeyi üzerinde konumlandırılması).
1989 World Workshopon Clinical Periodontics”,
aşağıdaki mukogingival yöntemlerin kullanılması gerektiğini
öne sürmüşlerdir.
-
Laterale pozisyone flep.
-
Serbest die. Grefti.
-
Pedikıl flep.
-
Koronale pozisyone flep.
-
Çift papilla flebi.
-
Semilunar flep.
-
Konnektif doku Grefti.
-
Köprü sırtı augmentasyonu.
Apikale Yerleştirilen Flep
Apikale yerleştirilen flepler. 1954 yılında
Nabers tarafından tanımlanmıştır. Daha sonraları Ariaudo ve
Tyrrell (1957) ve Friedman (1962) tarafından modifıye
edilmiştir. Teknikte tam kalınlık flep kaldırılır ve flep
konumlandırılırken dişe göre daha apikalde kapatılır.
Apikale yerleştirilen flep: cep tabanının
mukogingival birleşimin hizasında veya daha apikalde olduğu,
keratinize doku kaybının istenmediği durumlarda, furkasyon
problemli dişlerin tedavisinde ve kron boyunu uzatmak amacı
ile uygulanır.
Teknik:
Gerekli anesteziyi takiben kenar dişetinin l
mm açığından cep epitelini elimine edecek şekilde internal
bevel insizyon yapılır. Çalışma alanının mezial ve distal
sınırlarına iki vertikal insizyon (mukogingival birleşimi
geçecek şekilde) uygulanır. Tam kalınlık flep kaldırılıp kök
yüzeyi kürete edilir. Kemik konturunda düzensizlikler varsa,
frezlerle veya keskilerle düzeltilerek düzgün kemik
morfolojisi sağlanır. Cep epiteli uzaklaştırılarak flep daha
apikalde, flep kenarı alveoler kemik kretinde veya yakınında
yer alacak şekilde konumlandırılır. Flep komşu yapışık
dişetine sütüre edilir. Apikale yerleştirilen fleplerde.
işlemin amacını bozacak şekilde, flebin koronale çekilip,
sıkı dikilmesi en sık yapılan hatadır. Flep interdental
olarak da sütüre edilir ve interdental bölgeye gelecek
şekilde periodontal pat konur.
Apikale yerleştirilen fleplerde, kök
detoksifıkasyonu için asit veya diğer kimyasal ajanların
kullanılması önerilmez. Operasyon sonrasında oluşabilecek
köle hassasiyeti riskini azaltmak için flebin koronalinde
kalacak kök yüzeyinde aşırı çalışmamaya dikkat edilmelidir.
Problem sadece vestibülde, lingualde veya her ikisinde de
olabilir. Tekniği lingualde uygulamak zordur, yerine
genellikle repozisyone flep uygulanır. Çürük insidansının
fazla olduğu bireylerde köle çürükleri oluşabileceğinden
konturendikedir.
Tekniğin dezavantajları vardır;
-
Estetiğin önemli olduğu alanlarda
(örneğin, üst anteriorda bazen de dudağın, alt dişleri
örtmediği alt anteriorda) kötü sonuç verir.
-
Flep apikalde konumlandırılırken alveoler
kemik kreti seviyesinde olmalıdır. Kemik açıkta
bırakılınca rezorbsiyon kaçınılmazdır.
Koronale Yerleştirilen Flep
Ekspoze kök yüzeyini örtmek için daha
koronalde yerleştirilen flep türüdür. Asıl amaç, geniş
dişeti çekilmesi olan bölgeleri örtmek veya daha fazla
dişeti çekilmesine engel olmaktır. Dişeti çekilmesinin
yaygın olduğu bölgelerde (örneğin, alt çenede kanin dişler
arası) uygulanır. Uygulanacak olgularda yapışık dişeti
miktarı yeterli, aproksimalde kemik düzeyi belli bir
seviyede olmalıdır. Dişin bütün yüzeylerinde dişeti
çekilmesi varsa, dişeti aşırı derecede ince veya yapışık
dişeti yeterli miktarda değilse uygulanmaz. Ayrıca
horizontal kemik kaybı varlığında düşünülmemelidir.
Teknik:
Gerekli anesteziyi takiben flebin her iki
tarafına yapılan vertikal insizyonlar mukogingival
birleşimin altına kadar uzatılır. Cep epitelini elimine
etmek için dişeti kenarından cep tabanına uzanan internal
bevel insizyon yapılır. Kunt diseksiyon ile tam kalınlık
flep kaldırılır. Granülasyon dokuları uzaklaştırılır ve kök
yüzeyi düzleştirmesi yapılır. Flep tedavi öncesinden daha
koronal seviyeye getirilerek sütüre edilir. Periodontal pat
ile operasyon bölgesi kapatılır ve bir hafta sonra pat ve
şilttirler alınır.
Laterale kaydırılan flep
Lateralinde yeterli verici dokunun
bulunduğu, lokalize, açık kök yüzeylerinin örtülmesi için
kullanılmaktadır. Lokalize dişeti çekilmelerinde, bölgenin
hemen yanındaki yapışık dişetinin çekilme olan bölgeye
kaydırılarak açık kök yüzeyinin örtülmesini amaçlar. Tam
kalınlık flep veya yarım kalınlık flep kullanılabilir, fakat
verici alanda daha hızlı iyileşme sağladığından ve özellikle
kemiğin ince olduğu bölgelerde fasial kemik yüksekliğindeki
kayıp riskini azalttığından yarım kalınlık flep tercih
edilir. Verici bölgedeki kemik çok ince ise kesinlikle
yarım kalınlık flep tercih edilmelidir. Ancak dişeti ince
ise yarım kalınlık flebin uygulanması zordur ve ince plan
flep canlılığını koruyamaz. Dişeti çekilmesinin dar ve komşu
yapışık dişetinin geniş olduğu alanlarda uygulanır. Dişeti
çekilmesi olan bölgeye komşu alanda (verici) yeterince
yapışık dişeti yoksa (yapışık dişetinin dikey boyutu en az
3-4mm olmalıdır), dehissens, fenestrasyon varsa veya
alveoler kemik ince ise uygulanmaz. Malpoze veya rotasyonla
dişlerden sakınılmalıdır. Mevcut enflamasyon, flep
operasyonundan önce mutlaka elimine edilmelidir.
Teknik:
Gerekli anestezi yapılır. Alıcı bölge
hazırlanırken ekspoze köklerin etrafında dişeti kenarını
veya periodontal cepleri uzaklaştıran bir insizyon yapılır.
İnsizyon, kökün mezialinde ve distalinde periosta kadar
uzanmalıdır. Kök etrafındaki periosta zarar vermeden yumuşak
doku uzaklaştırılır, daha sonra kök yüzeyi düzleştirmesi
yapılır. Verici bölgede flep hazırlamak için, hazırlanan
alıcı bölgenin 1,5-2 katı genişliğinde bir mesafeden,
serbest dişeti kenarından başlayan mukogingival birleşime
uzanan vertikal bir insizyon yapılır.
Verici sahadan kaldırılan flep, kök
yüzeyini kapamak ve kök etrafında bağ dokusu ataçmanı için
geniş bir marj in sağlamak için açık kök yüzeyinden daha
geniş olmalıdır. İnsizyon yapıldıktan sonra, kemik üzerinde
periost bırakılarak, epitel ve ince bir bağ dokusundan
oluşan flep kaldırılır. Bazen, flebin tabanında gerilim (flep
hareket ettiğinde sirkülasyonu bozar) oluşturmamak için
rahatlatıcı insizyon yapmak gerekebilir. Bunun için flebin
distal köşesinde alveoler mukozaya oblik bir insizyon
yapılır. Flep kaydırıldıktan sonra hala gerilme varsa
apikaldeki oblik insizyon biraz daha uzatılır. Flep komşu
dişeti ve alveoler mukozaya kesikli sürürlerle (4-0 veya 5-0
ipek) dikilir. Flebin apikale kaymasını önlemek için askı
sütür kullanılabilir. Operasyon bölgesi periodontal pat ile
örtülür, bir hafta sonra pat ve dikişler alınır.
Frenilum Uzaklaştırılma Teknikleri
Frenilum; dudakları ve çeneleri alveoler
mukozaya ve/veya dişetine ve alttaki periosteum’a bağlayan,
genellikle kas lifleriyle çevrelenmiş müköz membran ile
sarılmıştır. Frenilum, ataçmanı marjinal gingivaya çok yakın
olduğu zaman, problem meydana getirir. Bu durumda, frenilum,
sağlıklı dişetini çekebilir ve irritanların birikmesine
neden olabilir. Periodontal cebin duvarında hasar meydana
getirebilir ve sertliğini bozabilir ya da tedavi sonrası
iyileşmeyi engelleyebilir, dişetinin kapalı adaptasyonunu
bozabilir, cep formasyonuna liderlik yapabilir ya da
dişlerin doğru olarak fırçalanmasını önleyebilir.
Frenektomi ya da Frenetomi
Frenektomi ve frenetomi işlemleri, uygulama
açısından farklı basamaklar içeren operasyon teknikleridir.
Frenektomi, maksiller santral kesici dişler arasındaki
normal olmayan diastemanın düzeltilmesini içeren durumlarda
olduğu gibi, alttaki kemikte bulunan ataçmanıyla birlikte
frenilumun tamamen çıkartılmasıdır. Frenetomi, frenilumun
insizyonudur. Her iki yöntem de kullanılmaktadır. Fakat
frenetomi (örneğin Frenilum ataçmanını; gingival marjin ve
Frenilum arasında yapışık dişeti zonu oluşturabilmesi
amacıyla yeniden konumlandırmak) periodontal kullanım
amaçlar açısından da genellikle yeterli olmaktadır.
Frenektomi ve frenetomi, genellikle diğer periodontal tedavi
yöntemleri ile birlikte uygulanır. Fakat bazen ayrı
operasyon teknikleri olarak da uygulanılırlar.
Frenilum problemleri sıklıkla maksiller ve
mandibular santral kesici dişler arasında, fasial yüzde,
kanin ve premolar alanlarda meydana gelir. Daha az sıklıkla
mandibula’nın lingual yüzlerinde meydana gelir.
Teknik: Eğer vestibül yeterince derinse,
operasyon frenilum ile sınırlı kalır, fakat sıklıkla yeniden
konumlandırılmış olan frenilum’a yer açabilmek amacıyla
vestibülün de derinleştirilmesi gerekmektedir. Bu yöntem
aşağıdaki olayları içerir:
-
Operasyon alanına anestezi yapıldıktan
sonra, frenilum, vestibül derinliğine sokulan bir hemostat
ile tutulur.
-
Hemostatın üst yüzeyi boyunca, uç kısmın
ilerisine kadar uzanan bir insizyon yapılır.
-
Hemostatın alt yüzeyinde de benzer bir
insizyon yapılır.
-
Frenilumun üçgen şeklindeki rezeksiyonu
hemostat ile çıkartılır. Bu olay, alttaki fırça benzeri
fibröz ataçmanı kemiğin etkisine açık bıkarı.
-
Lifleri ayıran ve kemiği keskin olmayan
parçalara ayıran horizontal bir insizyon yapılır.
-
Eğer gerekirse, insizyonlar lateral olarak
uzatılabilir ve labial mukoza apikal periosteuma
sütürlenir. Bazen, alan serbest d.e. grefti ile
kapatılabilir.
-
Operasyon alanı temizlenir ve kanama
durana kadar spanç ile kapatılır.
-
Operasyon alanı kuru folyo ile kapatılır
ve periodontal paket uygulanır.
-
Paket 2 hafta sonra uzaklaştırılır ve
gerekli ise yeniden uygulanır. Yeni pozisyonun da
sabitlenmiş freniluma sahip sağlıklı mukozanın formasyonu
için genellikle bir ay gerekmektedir.
Lingual yüzde yüksek frenilum ataçmanlarına
genellikle rastlanmaz. Ağız tabanındaki yapıları içermeyen
bu bozuklukları düzeltmek için, istenilen seviyeye ulaşılana
dek, yaklaşık olarak ataçmanın 2 mm.’si, haftalık
aralıklarla periodontal bıçakla, mukozadan ayrılır.
Operasyon alanı, tedavi arasındaki aralıklar sırasında
periodontal paket ile kapatılır.
OSTEOPLASTİ
Kemik defektlerini düzeltmek amacıyla
uygulanan yöntemler iki gruba ayrılır: Osteoktomi ve
Osteoplasti. Osteoplasti; dişi destekleyen kemiği
kaldırmadan, kemiği yeniden şekillendirmeyi amaçlar.
Osteoplasti sonrası iyileşme: Osteoplasti (Bukkal kemiği
inceltme işlemi, elmas frezler kullanılarak uygulanır ve
cerrahi tekniğin her parçasını içerir. Osteoplasti, sonradan
yeni kemik ile şekillendirilen kemik yüksekliğinin
redüksiyonu ile birlikte kemikte nekroze alanların
oluşmasıyla sonuçlanır. Böylece, alveol tepesinin son şekli,
cerrahi şekillendirmeden daha fazla miktarda oluşan kemik
oluşumu ile tespit edilir. Bu durum, radiküler kemiğin aşırı
inceldiği vakaları içermeyen kemiğin şekillendirilmesinde
söz konusu değildir. Kemik tamiri kret tepesine 3-4 haftada
ulaşır.
Hem radiküler kemikte hem de interdental
kemik alanlarında iyileşmenin başlangıç aşamasında, kemik
kaybı meydana gelir. Fakat, kemik kaybı olan interdental
alanlarda, iyileşmenin ileri basamaklarında, hiçbir kemik
kaybı olmadan hasarın tümü tamir edilir. Radiküler kemikte
ise, ince olan ve kemik tarafından desteklenmeyen alanlarda,
kemik tamiri, kısmen marjinal kemik kaybı ile sonuçlanır.
Kemik Rezeksiyonu:
Osteoplasti, fizyolojik kontürlerin
geliştirilmesi amacıyla dişin desteklenmediği kemiğin
çıkartılmasıdır. Genellikle, kemiğin desteklediği diş
kaybedilmeden, büyük miktarda kemik çıkartılabilir.
Kemik Rezeksiyonunun Endikasyonları:
Rezektif kemik cerrahisi sınırlı
endikasyonlara sahiptir. Osteoplasti / ostektomi’nin bu
endikasyonlar dahilinde uygulanması, uzun dönem dişi yerinde
tutacak olan diş desteğinin kaybolmasına neden olur.
Aşağıdaki durumlarda kemik rezeksiyonu endikedir:
-
Sığ (yüzeyel) kemikiçi defektler (1- 2 mm.
derinliğinde).
-
Tip I. ve izole tip II. furkasyon
problemleri.
-
Torus, eksositoz ve çıkıntıları
düzleştirme.
-
Kök rezeksiyonu ile birlikte kemiğin
konturlarının düzeltilmesi.
-
Konservatif yeni ataçman fleplerinin ve
yeniden yerleştirilmiş flep yöntemlerinin primer
kapanışını sağlamak.
Kemik Rezeksiyonunun Kontrendikasyonları
Aşağıdaki durumlarda, kemik rezeksiyonu
kontrendikedir.
-
Estekik: Maksiler
anterior bölgelerden kemik çıkartılması, genellikle pek
çok hasta tarafından kabul edilemez bir estetik görünümün
elde edilmesiyle sonuçlanır.
-
İzole Derin Defekt:
Kemiğin desteklediği çok fazla diş konturlerin elde
edilebilmesi amacıyla komşu dişten destek alarak
çıkartılmak zorunda olabilir.
-
İleri Periodontitis: Bu
hastaların dişleri zaten tehlikeli bir pozisyondadır.
Kemiği destekleyen dişin çıkartılması kontrendikedir.
-
Lokal Anatomik Faktörler:
Yukarı çıkan ramus, eksternal oblik köprü, maksiller sinus
ve düzleşmiş damak, bu faktörlerin bir kısmıdır. Bu
faktörler fizyolojik konturların başarısını
sınırlandırırlar.
-
Yüksek Çürük İndeksi:
Yüksek çürük indeksine sahip hastalardaki kök yüzeylerinin
ekpojürü ile sonuçlanan bazı yöntemlerde kontrendike
olmayabilir.
-
Sistemik Durumlar:
Rezektif kemik cerrahisini engelleyecek olan sağlık
problemleri periodontal cerrahi yöntemlerinin başarısını
sınırlandırabilir.
Kemik Rezeksiyon Tekniği
Lokal anestezinin uygulanmasından sonra,
mukoperiosteal (tam kalınlık) flep açılır. cep eliminasyon
cerrahisi ve kemik rezeksiyonu gerçekleştirildiğ izaman,
apikale pozisyone flep tekniği en uygun olan yöntemdir. Flep,
operasyon alanı net bir şekilde göstermelidir ve kemik
defektlerinde başarılı olmalıdır. Bütün granulasyon dokusu
keskin küretler ve diğer uygun aletler kullanılarak
çıkartılır. Tüm kalkulus dişlerden uzaklaştırılmalıdır ve
kökler düzleştirilmelidir.
Kemik rezeksiyonundaki ilk basamak, alveoler
yuvayı inceltmektir. Kemiğin fasial ve lingual yüzeyleri,
kemik defektlerinin meydana geldiği interproksimal
alanlarda, rampa etkisi oluşturmak ve dişlerin fasial ve
lingual yüzeyleri boyunca kemiği inceltmek amacıyla
indirgenir. Kemik konturlerini düzeltme işlemi genellikle
büyük rond frezlerle yapılır (No. 6 ya da 8). Bu işlem
sırasında frez, steril fizyolojik saline ya da steril su ile
soğutulur.
İkinci basamak; koronal köprüleri çıkartarak
interproksimal defektleri düzleştirmektir. Bu basamak
genellikle dönen aletler ile de yapılır. Bu noktada, kemik
hacminin büyük bir kısmı zaten çıkartılmış olabilir, fakat
bunların hiçbiri dişi destekleyen kemik değildir. Nadiren,
dişlerin fasial ve lingual yüzeylerindeki kemiğe apikal
olarak yerleşim gösteren interproksimal kemiğin var olduğu
bir durum da belirtilmiştir.
Üçüncü basamakta da, bu fasial ve lingual
kemik, iyileşmesi beklenen diş etine benzer bir şekilde
fizyolojik kontur oluşturabilmek için keski ile çıkartılır.
Ters etkili bir keski, dişin distal kenar açılarındaki
kemiği çıkartmak için uygundur.
Sonra, mukoperiosteal flep; kemiği kaplamak
v edişi kemiğin yaklaşık olarak 1 mm. koronaline temas
ettirmek için konumlandırılır ve sütürlenir.
Kemiğin Rezeksiyonunun Avantajları
-
Öngörülebilirlik: Cerrahi
işlem sırasında fizyolojik konturların elde edilmesi ile,
öngörülemeyen miktarda kemik birikimi ya da yeni ataçman
oluşumuna bağlı kalmadan yöntemin giderleri terapist
tarafından bilinir.
-
Minimal Bekleme Süresi:
İstenen bir iyileşme periyodunun ardından (8’den 12
haftaya kadar), gingival kontürler en iyi
durumlarındadırlar ve restoratif yöntemler tamamlanabilir.
-
Plak Kontrolü:
Periodontal paketin eliminasyonu ya da indirgenmesi ile
minimum hal alması, periodontal paket içinde bulunan
yüzeylerin temizliğinde hasta başarılı olur. Başarının
geliştirilmesi, hastanın periodontal sağlığı devam
ettirebilmek amacıyla dentogingival alanları başarılı
olarak temizlemesini sağlar.
Kemik Rezeksiyonuun Dezavantajları
-
Ataçman Kaybı: İstenen
sonucun elde edilmesi için kemik ataçmanı çıkartılır.
Ataçman kaybı, lingual bir yaklaşım ile ya da modifiye bir
teknik ile azaltılabilir.
-
Estetik: Ek klinik kron
uzunluğu, normal bir dişeti pozisyonuna sahip bir dişten
daha az istenen bir durumdur. Primer olarak estetiğin
önemli olduğu alanlarda rezektif teknikler
kullanılmamalıdır.
GİNGİVEKTOMİ
Bilindiği üzere periodontal tedavi
planlamasında sırasıyla başlangıç tedavisi cerrahi tedavi
fazı, protetik tedavi fazı ve idame fazı uygulamaktadır.
Başlangıç tedavisinde ağrı ve akut
semptomların giderilmesi, dişetindeki enflamasyonun
azaltılması, kaba ve düzensiz yapıların ortadan
kaldırılması, kanamanın azaltılması sağlandıktan sonra
operasyon fazına hazırlık tamamlanmış olur. Uygulanan
cerrahi faz aşamalarından biri olan gingivektomi dişetinin
eksizyonu anlamına gelir. Diş yüzeyini örten hastalıklı cep
duvarının eksizyonu ile kök yüzeyi düzleştirmesi ve
eklentilerin kaldırılması amacıyla gereken görüş sahası ve
ulaşılabilirlik sağlanmış olur. Hastalıklı dişeti dokusunun
ve lokal irrite edici ajanların uzaklaştırılması yoluyla
fizyolojik dişeti konturunun restorasyonu ve dişetinin
iyileştirilebilmesi gayesiyle uygulanmaktadır.
Gingivektomi endikasyonları açısından
çeşitlilik arz etmektedir. Kemik cerrahisine gerek
duyulmadığı ve protetik olarak da düzeltilme ihtimali düşük
olan dişetinin fibröz olduğu kemiküstü ceplerin
eliminasyonunda uygulanabilmektedir. Bu işlemde kemik
kaybının horizontal ve homojen olması gerekmektedir. Yine
kemiküstü lokalizasyonu olan periodontal apselerin
tedavisinde de gingivektomi uygulana bilmektedir. Dişeti
büyümelerinin tedavisinde de gingivektomiye
başvurulmaktadır.
Transplantasyon hastalarında, rheumatoid
artritte, sedef hastalığında, tip II diabette ve multiple
sklerosis gibi hastalıklarda immünsupresif olarak kullanılan
cyclosporine – A, epilepsi tedavisinde kullanılan Phenytoin,
anjinopectoris ve hipertansiyonda yaygın olarak kullanılan
kalsiyum kanal blokörleri (Nifedipine, diltiazem, verapomil
vb.) ve herediter gingival hiperplazilerde ortaya çıkan
Fibrotik dişeti büyümelerinde kullanılmaktadır. Ayrıca
yetersiz kron boyuna sahip dişlerde protetik amaçla kron
boyunu yükseltmek için de gingivektomiye
başvurulabilmektedir. I. sınıf furka sorunlarında, yani
nabers sondaları ile horizon tel 2 mm. ilerleniyor, ancak
furka çatısına ulaşmadığı durumda.
Kemikiçi defektlerin (özellikle vertikal
defektler) tedavisi gerektiğ idurumlarda, cebin tabanının
mukogingival birleşime denk düşmesi veya daha apikalde
lokalize olması, cebin yumuşak doku duvarının tamamıyla
alveol mukozasından oluşması (keratinize dişetinin yetersiz
olduğu durumlarda ise dişeti kenarının alveol mukozasından
oluşmasına neden olunabilir). Bölgede frenulum, kas ataçmanı
bulunuyorsa ve estetik açıdan risk söz konusu ise
gingivektomi tercih edilmemelidir.
Teknik:
Gingivektomi operasyonu uygulanacak bölgeye
gerekli lokal anestezi yapılır. Özel olarak tasarlanmış
preselerle cep tabanına ulaşılır, üst sınırı tespit edilir.
Dişeti üzerinde kanama odakları olarak en distaldeki dişin
distalinden başlanarak anteriora doğru işaretlenir. Saptanan
kanama odaklarının yaklaşık 1- 2 mm apikalinden, dişin kökü
ve gingivektomi bıçağı arasında 45 0 açı olacak şekilde
insizyon yapılır.
İnterproksimal dokuyu çıkartmak için
interdental, dar ağızlı bıçaklar (orban bıçağı) kullanılır.
Bu bıçaklarla fasial ve lingual horizontal eksizyonlar da
güçlendirilmektedri. Eksizyon hattındaki dişeti dokusu
küretlerle elimine edilir. Kök düzleştirmesi yapılır, irrite
edici eklentiler kaldırılır ve uygun irrigasyon solüsyonuyla
temizlenir. Yara yüzeyinin düzgün olması iyileşmeyi
hızlandırması açısından önemlidir. Bu suretle makas veya
doku pensleri kullanılarak doku parçaları giderilir. Mümkün
olduğunca düzgün bir yara yüzeyi elde edilir. İlgili bölge
serum fizyolojik ile yıkanır ve kanamayı durdurmak için
serum fizyolojik ile ıslatılmış gazlı bez tamponlarıyla 2-3
dakika süreyle basınç uygulanır.
GİNGİVOPLASTİ
Gingivoplasti, gingivektomi operasyonu
sonrasında kaybedilen fizyolojik konturların ve anatomik
şeklin elden geldiğince yerine konması işlemidir. Dişeti
konturunun, periodontal hastalığın tekrarlanmasını
engelleyecek şekilde düzeltilmesi ile plak kontrolü ve
estetiğin sağlanması amaçlanmaktadır. Genellikle fibrotik
dişeti dokularında uygulanmaktadır.
Önemle üzerinde durulması gereken konu şudur
ki; her gingivektomi operasyonu sonrası bir gingivoplasti
aşaması söz konusu iken, her gingivoplasti bir gingivektomi
operasyonu sonrasında yapılmaz. Buna çarpıcı bir örnek
teşkil eden, ANUG sonrası meydana gelen interdental
papillerdeki kreter şeklindeki deformiteler gingivoplasti
ile düzeltilmekte ve böylece estetik sağlanmaktadır. Yani
gingivoplasti bir estetik amaç taşırken gingivektomi de
enflamasyonlu sahanın debride edilmesi amaçlanır. ANUG’da
cep olmaması nedeniyle gingivektomi operasyonuna gerek
duyulmamaktadır. Ancak bozulan estetiğin yerine konması için
gingivoplasti operasyonu uygundur.
Teknik:
Dişeti kenarı ve interdental papilin,
interdental oluklar oluşturarak eğimlendirilmesi sağlanır.
Bu amaçla gingivektomi ve interdental bıçaklar kullanılır.
Temel konturlar oluşturulacak şekilde doku eksizyonu
yapılır. İnterdental bıçaklarla istenmeyen doku çıkartılır
ve dişetine son şekli verilir.
Yara İyileşmesi
Gingivektomi ve gingivoplasti
operasyonlarından hemen sonra, yara yüzeyinin derin
dokularında damarların dilatasyonu, lökositlerin
proliferasyonu sonucunda akut enflamatuar bir reaksiyon
gerçekleşir. Yara yüzeyinde kan pıhtısı oluşmaya başlar.
Operasyondan takriben 2 gün sonra, kan pıhtısında üç ayrı
tabaka meydana gelir. Dıştan içe doğru sırasıyla; nekrotik,
fibrinöz ve lökositten zengin tabakalardır. 4 gün sonra,
altında epitel gelişen kan pıhtısının nekrotik yüzeyi
dökülmeye başlar ve epitel hücreleri yüzeyi kaplamak üzere
ilerler. 8. günde yara yüzeyinin büyük bir kısmı, 14. günde
tamamı epitelize olur. Elektron mikroskobik incelemede,
operasyondan sonraki 12. ve 14. günlerde lamina densa,
lamina lucida ve hemidesmozonlarla yen ibirleşim epitelinin
oluştuğu gözlenir. İyileşme, kan pıhtısının fibrinöz
tabakasının altına fibroblast ve kapillerlerin prolifere
olmasıyla ilerler.
Kalın
ve yoğun kan pıhtıda iyileşmenin gecikmesi ve bakteriyel
aktivitenin daha fazla olmasından dolayı yara yüzeyi
periodontal pat ile, kan pıhtı kalınlığı kontrol edilecek
şekilde örtülür. Pat 1 hafta sonra çıkartılarak ilgili
dişlere polisaj yapılır. Periodontal patın önemi: Yarayı dış
etkenlerden korur, pıhtı kalınlığını azaltır. Hastanın
operasyon sonrası rahatsızlığını azaltır. Öjenollü patlar
allerjik etkili olabilirler, yara iyileşmesini
geciktirebilirler