| |
Liste Halinde İndirmek İcin Tıklayın..
1
Nisan şakasının kökeni nedir? 1564 yılında Fransa
kralı IX Charles, yıl başlangıcını Ocak ayının birinci gününe
aldı. Daha önce Avrupada yaygın olan yıl başlangıcı Mart 25
idi. O zamanki iletişim şartlarında IX Charles'in bu kararı
fazla yayılamadı. Duyanlar ise protesto amacıyla eski
adetlerine devam ettiler.1 Nisan'da partiler düzenlediler.
Diğerleri ise onları Nisan aptalları olarak nitelendirdiler.1
Nisan'a bütün aptalların günü adını verdiler. Bu günde
diğerlerine sürpriz hediyeler verdiler, yapılmayacak partilere
davet ettiler, gerçek olmayan haberler ürettiler. Yıllar sonra
Ocak ayının yılın ilk ayı olmasına alışılınca, Fransızlar 1
Nisan gününü kendi kültürlerinin parçası görerek devam
ettirdiler. Oradan da bütün dünyaya yayıldı
İnsanlar niçin içki kadehlerini tokuştururlar?
Bu konuda iki ayrı açıklama vardır. 1) İnsanların beş duyusunu
tatmin amacıyla şarap kadehini sofrada çın sesiye tokuşturmak.
Şarabın rengi, görme; diliyle tat alma; burunla koklama;eliyle
dokurma,ve çın sesiyle işitme. Şarap bütün duyguları tatmin
eder anlamını taşır. 2)Antik çağlarda bir insanın düşmanını
yemeğe davet edip,ona zehirli içki sunması doğal sayılıyordu.
Ev sahibi içkinin zehirsiz olduğunu kanıtlamak için kendi
içkisini havaya kaldırır ve misafirin içkisinden bir yudumun
kendi kadehine dökülmesini isterdi. Sonra aynı anda içkilerini
içerlerdi. Misafir böyle durumda ev sahibine güvenini
göstermek için kadehini ev sahibinin yukarı kaldırdığı kadehe
hafifçe vurur, çın sesiyle içkiyi denemeye gerek olmadığını
gösterirdi.
Çinliler yiyeceklerini niçin çubukla yerler?
Çinlilerin yemek yeme alışkanlıklarının yiyeceklerini çok
küçük parçalar halinde yemelerinden çubuk kullandıkları
anlaşılıyor.Çinde eskiden yalnızca zenginler masada
otururlardı. Halkın çoğunluğu tabakları ellerinde yemek
yerlerdi. Bir elleriyle tabaklarını tutar, öteki elleriyle
çubuk kullanarak beslenirlerdi. Hızla artan nüfus yüzünden
yiyecek sıkıntısı çeken çinliler önlerindeki yiyeceği küçük
parçalar halinde çoğaltarak yiyorlardı. O zamanlar ağaç
sıkıntısı nedeniyle de tahta kullanımı kısıtlıydı. Masa
kullanımı bu yüzden çok zordu. Çubuklar fildişinden ve
kemikten yapılırdı.
Dünyanın en çok söylenen şarkısı hangisidir? Bu
şarkı"Happy birthday to you" dur. Şarkının asıl kaynağı
Amerika'lı iki kız kardeşe aittir. Orijinal adı " Good Morning
to All" yani " hepinize günaydın"dır. Daha sonra güftesi
değiştirilerek bütün dünyaya yayılmıştır. Fakat telif hakkı
kardeşlere aittir, onlardan sonra da Warner/chappel müzik
şirketine geçmiştir. Müzik ticari amaçlı kullanıldığı zaman
şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır
Mezara niçin çiçek konulur? İlk olarak Mısır
Firavunu Tutamkamon'nun milattan önce 1346 da öldüğünde
mezarının çiçekten tacçlarla kaplandığı saptanmıştır. Kuzey
Avrupada ise M.Ö 2000 yıllara kadar mezara çiçek konduğu
belirlenmiştir. O zamanlarda bu çiçeklerin amacı iyi ruhları
çekme, kötaü ruhları kovma amacıylaydı. Sonradan ise asıl amaç
cesetler çürürken çıkan kokuyu kamufle etme amacını taşır.
Servi ağacı da bu nedenle mazarlıklarda kullanılır. Ağacın
yaprakları rüzgarı önler, kendine özgü ferah kokusu vardır.
Cenaze törenherinde siyah giyinmenin amacı da mezarlıklarda
hayalletlerden sakınmak amacı taşımaktadır.
İnsanlar saatlerini niçin sol kollarına takarlar?
Özel bir durum veya farklı olma düşüncesi yoksa insanların
çoğu saatlerini sol kola takar. Çünkü çoğunluk sağ elini
kullanmaktadır ve bu kolun daha hareketli olması nedeniyle
saatin bir yerlere çarpıp zarar görme olasılığı yüksektir.
Zaten saatin kurma düğmesi 3 rakamının yanındadır. İnsanlar
saati kurmak istedikleri zaman onu bilekten çıkarmadan sağ
elle uzattıkları sol kollarındaki saati kurabilirler.
Satrançta şah niçin o kadar pasiftir? Çünkü
şah koruma altındadır. Zaten satrançta amaç şahı almaktır. O
yüzden bütün taşlar onu korumakla görevlidir. Vezir ise
başkumandan gibi şaha yardım eder. İleri geri, çapraz her yöne
gidebilir. Batıda vezire Kraliçe adı verilmiştir. Bununla
Kraliçe'nin Kralın en büyük desteği olduğunu işaret etmektir.
Satranç 6. yüzyılda Hindular tarafından oynanmaya başlanmış,
oradan dünyaya yayılmıştır.
Bir hafta niçin 7 gündür? Babilliler 7 günlük
haftayı zaman birimi olarak kullanıyorlardı. İlk çağlarda
bilinen beş gezegen ile güneş ve ayın sayısı nın 7 oluşu bu
sayıyı gizemli ve uğurlu kılıyordu. Daha sonra dinlerde göğün
7 kat oluşu ve doğadaki ana renk sayısının 7 oluşu, müzik
notalarının 7 oluşu sayının önemini daha çok belirtti. Daha
sonra Fransa takvim yapısını değiştirerek hafta sayısını 10
yaptı ama kabul görmedi. Rusya 5 günlük hafta uygulamasına
geçti, o da tutulmadı. Sonunda yine hafta 7 gün olarak kaldı.
Niçin otellerin kapıları döner kapıdır? Döner
kapıların tek amacı enerji tasarrufudur. Büyük binaların
içerleri devamlı olarak ısıtılır. Açılan normal kapıdan içeri
soğuk hava rahatlıkla girer. Eğer normal kapı kullanılırsa
hava değişimi nedeniyle klimalar veya motorlar yeniden
çalışacaktır. Özellikle çok kişinin girip çıktığı otel veya
benzeri binalarda enerji tasarrufu için döner kapı kullanılır.
Döner kanatlar sıcak havanın dışarı çıkmasına, soğuk havanın
da içeri girmesini engeller.
Bardaktaki buzlar niçin birbirlerine yapışırlar?
Buzun erimesi için yalnızca sıcaklık değil basınç da
önemlidir. Dağlardaki buzulların kayma nedeni de budur.
Basınçla alt tabaka erir ve kayma oluşur. Bir kabın içinde ya
da bir bardakta üstüste duran buzların herbiri altındakine
değdiği noktada bir basınç oluşturur ve bu noktada çok küçük
kısım erir.Buradan hareket eden su çok az yanda iki buz
küpçüğünün birleştiği noktada tekrar donar. İki buz parçası
kaynak yapılmışcasına birbirlerine yapışır ve orada bir daha
erime olmaz.
Kumaşlar yıkandıktan sonra niçin çeker?
Aslında kumaş ıslanınca lifler şiştiğinden kumaşın az biraz
uzaması gerekmektedir. Ama bükümlerin açılarındaki
deformasyonun yarattığı çekme kuvveti daha fazla olduğundan
sonuçta kumaş boydan kısalır. Kumaş yıkandıktan sonra
kurutulduğunda şişmiş lifler eski durumlarına gelirler. Ama
kumaş ilk ölçülerine dönemez. Su, yüksek ısı, çalkalama, sabun
hepsi kumaşın çekmesini kolaylaştırır. Kumaş birkaç kez
yıkandıktan sonra ölçüleri belli bir dengeye ulaşır ve ondan
sonra yıkandığında çekmez.
Çinlilerin gözleri niçin çekiktir? Yalnız
çinlilerin değil, Orta ve Güneydoğu Asya'da yaşayanların,
japonların hatta Eskimoların da gözleri çekiktir. Aslında göz
yapısı bütün dünyada aynıdır. Farkı yaratan göz kapaklarıdır.
Çekik gözlü diye nitelendirilen ırklarda gözün üzerindeki göz
kapağının ikinci kıvrımı, gözün üstüne daha çok inmiştir. Bazı
teorilere göre bu kıvrım insanların gözlerini yoğun kar
tabakasının, göz kamaştıran ışığından korumak için bir çeşit
kar gözlüğü gibi gelişmiştir. Çinde ve öteki bölgelerde her ne
kadar yoğun kar yağmıyorsa da onların atalarının buzul çağında
kuzeyde yaşadıkları daha sonra güneye indikleri
kanıtlanmıştır. Yalnız gözleri değil, burunları da rüzgara
karşı korunmak için küçülmüş, burun delikleri soğuğu
engellemek için daralmıştır. Ciltleri de koruma amaçlı olarak
yağlıdır. Göz kapakları da yağlıdır. Gözü ve iç tabakalarını
kara ve buza karşı korur. Yani çekik gözlü değil, düşük göz
kapaklı, demek daha doğrudur.
İnsan korkunca niçin dişleri birbirine vurur?
Bir insan büyük bir tehlike veya korku verici olayla
karşılaşınca vücudu otomatikman savunmaya geçer. Diğer
canlılarda olduğu gibi dişler ve çene savunmanın ana
mekanizmalarıdır.İşte bu nedenle ilk insanlardan gelen
kalıtımsal yapıdan dolayı önce çene ve dişler harekete geçer.
Çenedeki kaslar titrer, bu da sanki dişler birbirine
vuruyormuş gibi görüntü verir.
Akıl ile zeka arasında fark nedir? Akıl
yalanla gerçeği, doğruile yanlışı ayırabilme, bir konuda
düşünce yürütebilme ve görüş bildirme yeteneğidir. İnsan
olgunlaştıkça aklı gelişir. Zeka ise bir olayı önce anlama,
ilişkileri kavrama, yargılama ve açıklayarak çözme yataneğidir.
Genel olarak 12 yaşına kadar gelişir, 20 yaşına kadar sürer
sonra sabit kalır. Zeka bir insanın her türlü olay karşısında
aynı yeteneği gösterebileceği anlamına gelmez. Bir besteci
müzik yapıtını aklıyla değil zekasıyla yaratır. Fakat en basit
matematik problemini çözemeyebilir. Sonuç olarak zeka, ruhsal
olaylara, algı ve hafıza yeteneğine, tutkulara, eğilimlere
göre farlılıklar gösterir. Akıl somut olarak ölçülemez, zeka
IQ denilen testle ölçülebilir.
Dolunay insan davranışlarını etkiler mi?
İnsanlar arasında bu inanç oldukça yaygındır. Eskilerin Ay'ın
dönemlerine bağladıkları boş bir inancın günümüze uzanan bir
varsayımıdır. Bilim adamlarının yaptıkları bütün çalışmalar bu
görüşün boş olduğunu kanıtlamıştır. Ay, dünyadaki okyanusların
gel-git denilen suların alçalması ve yükselmesi olayı üzerinde
doğrudan etkisi vardır. Vücudumuzdaki suyun oranı ,
okyanuslardaki su miktarıyla kıyaslanamaz. Yani Ay'ın çekim
gücü insanı etkileseydi yalnız dolunayda değil her gün olması
gerekirdi. Dolunayda ayın parlaklığı da pek önemli bir etken
değildir. Çünkü gönderdiği ışık miktarı Güneş'in gönderdiğinin
600 binde biri kadardır
Niçin gözyaşı dökeriz? Dünyadaki canlılardan
sadece insan ruhsal nedenlearle ağlar. İnsanı farklı kılan bu
durum şüphesiz yaşam tarihindeki evrimin bir sonucudur.
Aslında gözlerimize sürekli gözyaşı koruma amaçlı olarak
salgılanmaktadır. Fakat ağlama ruhsal bir boşalmadır. Bu
konuyu ilk inceleyer Darwin'dir. Daha sonra yapılan deneyler
sonucu görüldü ki soğan doğrarken akan gözyaşlarının kimyasal
yapıları farklıdır. Ruhsal gözyaşları daha çok protein
içermektedir. Fakat henüz bu farkın nedeni açıklanamamıştır.
Üç yaşından daha önce olanları niçin hatırlamıyoruz?
Bilim adamları geçmiş deneyimlerimizi saklayan hafızamızın
beynimizde anıveya öykü şeklinde organize olduğunu ileri
sürüyorlar. Üç yaşından küçükler bu şekilde iletişim kurma
yeteneğine sahip değiller.Öykü ve anılarını anlatamıyorlar.
Yer ve karakter kavramlarını anlamıyorlar. Üç yaşından
küçükler düzgün konuşabildikleri,anlayış, seziş ve hafıza
yeteneklerine sahip oldukları halde tüm olanları bir bütün
olarak şekillendiremiyor, öyküye dönüştüremiyorlar.Hafızamız
ne yaptığını ne yapıldığını 3-4 yaşlarında kaydetmeye
başlıyor.
Develerin hörgüçlerinde ne var? Genelde
hörgüçlerinde su olduğu ve uzun yolculuklarında bu suyu
kullandıkları söylenir ama doğru değildir. Develerin
hörgüçlerinde 30-35 kg kadar yağ bulunur. Yiyecek
bulamadıkları zaman bu enerjiyle hareketlerini sağlarlar
ayrıca yağ çöl sıcağına karşı koruma görevi de yapar. Develer
suya az gereksinim duyarlar. Burun mukozaları insana göre 100
kat daha büyüktür. Soluk alırken havadaki nemin üçte ikisini
kazanabilirler. Su kaybını da dokularından kaybederler,
kandaki su etkilenmez.
Yumurtanın niçin bir tarafı yuvarlak, diğer tarafı
sivridir? Eğer köşeli olsalardı kenarları
dayanıklılık bakımından çok zayıf olurdu. En dayanıklı
geometrik şekil küredir ama bu şekildeki yumurta yuvarlanacak
olursa nerede duracağı belli olmaz. Yumurta yuvarlanınca düz
gitmez. İnce tarafı üstünde dairesel bir yol çizer. Başladığı
yere yakın bir noktada durur. Yani düz bir yerde kaybolması
olanaksızdır. Yumurta, tavuğun yumurta kanalında küre
şeklindedir. İlerlemesi sırasında arkada kalan dairesel
kasların büzüşerek hem yumurtayı ileri iterler hem de bu
kısmına baskı yaparak konik biçimini sağlarlar. Yumurtanın
şeklinin nedeni de budur. Sürüngenlerde bu düzenek
olmadığından yumurtaları küresel biçimdedir.
Kuşlar nasıl konuşabiliyor? Her insan ağzıyla
konuşur ama konuşabilmeyi sağlayan asıl organ beyindir.
Beyinde oluşan düşünceler dilimize ve dudaklarımıza aktarılır.
Hayvanlar bu nedenle konuşamaz. Papağan ve benzeri kuşların
yaptıkları konuşma değil, mükemmel bir ses tınısı ezberi ve
tekrardır. Sesleri ezberler ve taklit ederler. Kuşların ses
organları memeli hayvanlardan farklı olarak gırtlakta değil
göğüs kafeslerinn dibinde, karın boşluğunun
derinliklerindedir. Kuşların doğasında ses taklit yeteneği
vardır. Doğayla içiçe yaşarken diğer kuşların seslerini taklit
ederek bir çeşit iletişim sağlarlar.
Ateş böceği nasıl ışık saçıyor? Aslında bu
böceğin verdiği ışığın ateşle de sıcaklıkla da bir ilgisi
yoktur. Bilimsel adı "Soğuk Işık"tır. Bu ışık olayı, moleküler
seviyede kimyasal bir işlemdir. Bazı moleküllerin ayrışarak
daha yüksek enerjili hale geçebildikleri ve bu fazla enerjiyi
ışığa dönüştürebildikleridir. Ateş böceğinin karın
bölgesindeki ışık organında bulunan guddelerden ışık elde
etmede rol alan iki ana kimyasal madde üretilmektedir. Fakat
onlar da tam olarak ışık vermeye yetmediği için böceğin ışık
bölgesine yakın solunum organının ışık verme anında burayı
oksijenle beslemesi gerekmektedir
Kediler balık ve sütü niçin severler?
Kedilerin sudan hoşlanmadığı bilinir. Ama aslında kediler çok
iyi yüzerler. Hava şartlarından dolayı ve de tembelliklerinden
suya girmeyi sevmezler. Evkedisinin balık sevmesinin yanında
kuşlara ve farelere olan düşkünlüğünün nedeni
evcilleştirilmeden önce Mısır'da Nil vadisinde balık, kurbağa,
küçük kuş ve fareleri avlayarak yaşamış olmasıdır. Zaten eski
Mısırlılar kedilerifare avcıları olduğu için
evcilleştirmişlerdir. Günümüzde kedinin kuzey Hindistan ve
Güneydoğu Asya'da yaşayan türleri ırmakların kenarlarında
balık avlayarak yaşamaktadır. Patileriile balıkları sudan
dışarı atar, gerekirse suya tamamen girerler. Eski Mısır'da
kedi bakıcıları onları ekmek ve sütle beslemişlerdir.
Kedilerin süt zevkinin de Mısırlı bakıcılarının yarattığı
beslenme alışkanlığından kaynaklanmaktadır.
Horozlar niçin sabahları erkenden öterler?
Sabah güneş doğarken ötmek yalnız horozlara özgü değildir.
Kulağa en çok horozun sesinin gelmesi, onun sesinin
diğerlerinden daha güçlü olmasıdır. Kuşların büyük çoğunluğu
da aynı saatlerde ağaçlarda koro halinde öterler. Gün boyu hem
horozlar hem kuşlar bu ötüşü sürdürürler ama seslerinin en
güçlü çıktığı zaman sabah saatleridir. Horoz ve kuşların sabah
gün doğarken ötmeleri biyolojik saatleriyle ayarlanmıştır
Evlerimizdeki sinekler kışın nereye gidiyor?
Sineklerin her türü kışın ortadan kaybolur. Havaların
ısınmasıyla birlikte ansızın ortaya çıkarlar. Sinekler ısıya
karşı çok hassastır. Güneş bulutun arkasına girdiği zaman
oluşan ısı düşmesinden etkilenirler. Kış günlerinde yaşama
şansları yoktur. Ölmeden önce yumurtalarını toprağa veya
kuytuya gömerler. Lavra ve yumurtalar soğuktan etkilenmez. Yaz
sıcakları başlayınca yumurtalar çatlar ve yine sinekli günler
başlar.
Tükenmez kalemin dolmakalemden farkı nedir?
Kalemin tarihi yazınınkinden de eskidir. İlk insanlar
sivriltilmiş çakmak taşlarıyla duvar resimleri yapmıştır.
Mürekkepli metal kalemler Romalılar tarafından biliniyordu.
Tükenmez kalem adı ile bilinen bilye uçlu kalemin ilk modeli
1880 yılında yapılmıştır fakat rağbet görmemiştir. Uçakların
gelişmesiyle gündeme tekrar gelir. Uçaklar 2-3bin metreye
çıkınca hava basıncı oldukça azalır. Dolmakalem mürekkebi
basınç nedeniyle dışarı akarak kağıdı ya da giysiyi lekeler.
2.Dünya Savaşı'nda askeri uçaklarda kullanılan tükenmez kalem
sonradan yaygınlaşmıştır. Tükenmez kalemlerde mürekkep kağıda
pirinç uçtaki yuvaya yerleştirilmiş minik bir bilye
aracılığıyla aktarılır. Fakat dolmakalemin özelliği seçkin ve
yazıyı kaliteli kılmasıdır.
Doktorlar niçin dizimize çekiçle vurur? Bir
sandalyeye rahatça oturup bacak bacak üstüne atarken doktor
dizkapağının hemen altına, kası kemiğe bağlayan tedoma minik
lastik bir çekiçle vurduğu zaman bacak ileri fırlar. Bu
reflekste baldır kaslarındaki duyu sinirleri kasın
genişlemesine tepki verir ve yeni sinir sinyalleri oluşturarak
kaslara hafif bir basınç uygulandığını ve gerildiklerini
omuriliğine iletirler. Omirilik ise bu basınca dayanabilmesi
için kasların kasılması gerektiğini bildirir, bacak tekrar
geri hareket eder. Refleks, beyin denetiminden geçmeksizin,
yani beyin devrede olmadan doğrudan omuriliğin komutlarıyla
gerçekleşmektedir. Diz kapağı refleksi omuriliğin işleyişi
konusunda bilgi veren önemli bir tanı yöntemidir.
Yapıştırıcılar nasıl yapıştırıyor?
Yapıştırıcıların sağladığı yapışma olayı aslında kimyasal bir
reaksiyondan başka bir şey değildir. Günümüzde imalatçılar
yapıştırıcıları sentetik malzemeler kullanarak yaparlar.
Yapışma olayında benzer veya ayrı malzemeden iki madde, bir de
yapışkan gerekir. Burada en önemli görev yapıştırıcıdadır.
Yapıştırıcının moleküllerinin diğer iki madde molekülleri ile
birleşme eğilimi gösterir bir yapıda olması gerekmektedir.
Matematikte niçin (-2) ile (-2) nin çarpımı (+4) tür?
Haftanın beş günü işe otobüs ile gidip geldiğinizi varsayalım.
Her sefer bir milyonluk bir biletle yapılıyor. On milyon
tutarında on tane bilet aldınız. Hergün gidiş geliş
kullandıkça iki tanesi eksiliyor. Bunun eşitlikteki yeri (-2)
dir. Siz bu işi beş gün süresince yani 5 kez yaparsanız
(-2)x(+5)= 10 olur. Diyelim ki bayram tatilinin iki günü o
haftanın Perşembe ve Cuma günlerine geldi ve tatil. Bu kez
yapmanız gerekeni yapmıyorsunuz. İki günlük 4 bileti
kullanmıyorsunuz. Bu hareket, yapmanız gerekene göre negatif
yani ters yönde bir harekettir. Hergün bilet almak yerine iki
gün süresince hiç bilet kullanmıyorsunuz.İki kere negatif
hareketi "-2" bilet üzerinde yapınca o hafta elinizde
(-2)x(-2) =(+4) bilet kalıyor.
Radyonun sesi açılınca pil daha çabuk mu biter?
Pille çalışan portatif radyolarda sesin yüksekliği pilin
ömrünü etkiler. Radyo açık, sesi kapalı durumu ile sesin
sonuna kadar açık durumu arasındaki fark pillerin ömürlerinin
kısalmasına neden olur. Ses sonuna kadar açıldığında pillerden
çekilen akım yüzde 30 artmaktadır. Bu durum, küçüğünden
büyüğüne, pille çalışan ve ses yükselticisi olan bütün radyo,
teyp, volkmen vb. için aynıdır.
Termos nasıl sıcağı sıcak, soğuğu soğuk tutuyor?
Tek nedeni vardır, vakum.Yani boşluk.Bir termosta içiçe geçmiş
iki kap vardır.Dıştaki metal bir kap olup içteki genellikle
bir cam şişedir.İkisinin arasındaki hava ise
boşaltılmıştır.Tam olmasa da üreticiler tarafından elde
edilebilen tama yakın bir boşluk vardır.Vakumlu bir ortamda
hava molekülleri de ılmadığından ısı iletilemez.Cismin ısısı
başlangıçta ne ise o halde kalır.İçerden dışarıya, dışardan
içeriye ısı geçişi olmaz.Böylece termosa konan sıvı sıcaksa
sıcak, soğuksa soğuk kalır.
İmdat çağrısı S.O.S 'in anlamı nedir? Çok
kişi "Save our Ship" gemimizi kurtar; "Save our Soul" ruhumuzu
kurtar; "Stop Other Signals" diğer sinyalleri sözcüklerinin
kısaltılmışı sanır. Oysa hiçbiri değildir. Tamamen telgraf
zamanından kalma mors alfabesiyle ilgilidir. İmdat çağrısının
çok kolay akılda tutulabilmesi için 1908 de üç çizgi, üç
nokta, üç çizgi olan S.O.S seçildi.
Özlü Sözler:
Ölü helvasıyla pasta savaşı yapmak,ölüye
saygısızlıktır.
Tek katlı eve asansör yapmak israftır.
Ön tekerleği dönmeyen bisikletin,arka tekerleği dönüyor mu
diye bakmaya gerek yoktur.
Tüp bebek yapacak kadın aşeriyorsa,canı dayak istiyordur.
Hapşıran düşmana çok yaşa denmez.
Gezici kütüphane otobüsünde hamilelere yer verilmez.
Arabaların kelebek camlarına,önceden tırtıl camdın denirse
arabaya saygısızlık olur.
Su tabancasını şeytan doldurmaz.
At nalı uğur getirseydi eşekler yük taşımazdı...
Saatli bombaya rolex takılmaz.
Yanlış tabela günde bir kere bile doğru göstermez.
Evine Güneş giren doktorun diploması sahtedir.
İyi bir insan nuoğoğuouoooğ diye gülmez.
Her üçüncü Murat ile beşinci Murat arasında, bir dördüncü
Murat vardır.
Sağırla yatan kepçe kalkar.
4X4 teleferik olmaz. Hele rallisi hiç olmaz.
Sağ ayağı 42 numara olanın, sol ayağı 38 numara olmaz.
Yanağın içini traş etmekle sakalların kökü kazınmaz.
Horlayan köpek ısırmaz. Havlayan tavşan da ısırmaz.
Yürüyen merdivende basamak sayılmaz.
Görünen köy kılavuz istemez olur mu hiç..(Turist rehberi
Osman)
Sigaranın Faydaları:
Sigaranında faydası mı olurmuş, demeyin. İşte
o kadar kötülenen her fırsatta iftiralara mağruz kalan
sigaranın faydaları :
Sigara içeni köpek ısırmaz; çünkü yanında baston taşır.
Evine hırsız girmez; çünkü sabahlara kadar öksürür.
Üzerine sinek konmaz; çünkü buram buram nikotin kokar.
Fazla yorulmaz; çünkü yorulunca tıkanacağını bilir.
Yürümek için zorlanmaz; çünkü tekerlekli iskemlede gezdirilir.
İhtiyarlamaz; çünkü genç yaşlarda sevdiklerine kavuşur.
Yüzlerine renk gelir; çünkü dişleri ve bıyıkları sapsarı olur.
Vücutları bir kuş gibi hafifler; çünkü ileri dönemdeki dolaşım
bozukluğundan ötürü önce parmakları, sonra da el ve ayakları
kesilir.
İşte sigaranın faydaları, tiryakilere afiyet olsun...
İlginç Ölümler:
Bir işçi 600 tonluk press makinesinin,
arasından emeklemek suretiyle geçerek, ucundaki 2450
santigratlık fırında sigarasını yakmaya çalıştı. Mekanı Cennet
olsun... Kurtarmaya gelen ambulans yerde yatan yaralının
suratına park etti. Yaralının toprağı bol olsun...
Berberin "rahatlatma" amacıyla müşterisinin boynunu aniden
sağa sola çevirmesi sonucunda, müşteri boyun kırılması ile
bayağ bir rahatladı.. Allah rahmet eylesin...
Kafasında mermer kırdırmaya çalışan medyatik bir karateci
travma sonucu öldü.
Midesine kaçan sineği öldürmek amacıyla ağzına sinek ilacı
sıktı... Allah kalanlara akıl fikir versin...
Bir arabaya 11 kişi binip viyaduğe uçmak süretiyle 11 kişi
Allah'ın rahmetine kavuştu...
Katda olmayan asansöre binmeye çalışan adam boşluğa düştü.
Başımız sağolsun...
Balkona 50 kişi çıktılar ve sonuçta balkon çöktü. Böylece
toplu ölüm gerçekleşti...
Ormanda zehirli mantarları mangalda bir güzel közleyip
afiyetle yiyen aile bir daha evine dönemedi. Yatağındaki
tahtakurusu ve bilumum haşaratı öldürmek için yatağını
ilaçladı ve aradan iki, üç dakika geçmeden aynı yatakta derin
bir uykuya daldı. Sabahı getiremedi...
Elektrik direğine yaslanıp ayakkabısına kaçan taşı çıkartmak
için ayağını silkeleyen adam, o sırada yoldan geçmekte olan
yardımsever bir laz vatandaşın elektrik çarptığını sanması
üzerine, kafasına kürek, kalas vb sert cisimlerle vurularak
vefat etti. Adam, yolda mutlu mesut yürürken kafasına balkon
düştü. Toprağı bol olsun, iyi adamdı...
Adam, para çekmek amacıyla girdiği bankamatik gişesinde
elektrik çarpması sonucu öldü..
Trafik kazasından yaralı olan adam, kurtarıldı. Gayet sağlıklı
bir şekilde olayı atlatan adam ambulanscı amcanın "yav sen bin
hele film falan çekelim" demesi üzerine hastaneye gitmeye ikna
edildi. Adam yolda ambulansın kaza yapması sonucu öldü. (Ambulanscı
amca hala sağ)
Adam çok sıkışmıştı. İhtiyacını bir yerde gidermesi
gerekiyordu. Müsait bir yerde pozisyon aldı ve icraata
başladı. Nereden bilebilirdi ki işediği yerde elektirik
tellerinin olduğunu...
Nüfus sayımı nedeniyle bom boş olan otoyolda bir sayım
görevlisi bariyerlere çarptı ve vefat etti...
Aynı işyerinde biri gündüz bir gece vardiyasında olmak üzere
çalışmakta olan baba, oğuldan; biri mobylette motor ile işe
gitmekte diğeri ise bir başka mobilette ile eve dönmekte iken,
yol üzerindeki sert bir virajda karşılaştılar ve birbirlerine
selam vermek isterken çarpışıp beraberce Hakk'ın rahmetine
kavuştular...
Sarhoş bir şekilde tem otoyolunda seyreden bir araçtaki beş
kişi; radyoda çalmaya başlayan oynak bir şarkı üzerine aracı
sağa çekdiler ve tem'de göbek atmaya başladılar. Sonucuna
katlandılar tabii. İşin ilginç yanı ise bu 5 kişiden 5'ininde
ölmesi ve beşine de ayrı ayrı araçların çarpmış olması...
Giriş katın bir kat altında olan ve Üstü ahır olarak
kullanılan köy kahvesinde okey oynayanlar, üstlerine, katın
çökmesi sonucu inek,öküz vb. büyükbaş hayvanların düşmesi ile
köy mezarlığındaki anahtar teslim çukurlarına yerleştiler...
Eskiden anlatılan bir lunapark vakası: Parkın 2 kafadar gece
bekçisi, park kapandıktan sonra, dönen salıncaklara binmeye
karar vermişler. Yönetici kabinine girmişler aleti
çalıştırmışlar. Makinenin ısınması için 1 dakika kadar süre
gerekiyor tabii. Salıncaklara bir güzel kurulmuşlar. 1
dakikalık süre geçmiş alet çalışmaya başlamış. Ama 2 kafadar
seans süresini ayarlamayı unutunca, bütün gece kusarak Hakk'ın
rahmetine kavuşmuşlar...
|
|